Büşra Erdoğan Toraman ile Muhafazakar Moda ve Fenomenlik Üzerine

Büşra Erdoğan Toraman ile Muhafazakar Moda ve Fenomenlik Üzerine

Sosyal medyada keşfet çubuğuna tıkladığınızda, onlardan birine rastlamamanız imkansız. Karşınıza çıkan görsele biraz yakınlaştığınızda, fotoğraf için özel bir mekan ayarlandığını ve konsept oluşturulduğunu anlıyorsunuz.

Oversize kıyafet giymiş, gözünde Gigi Hadid'le meşhur olmuş gözlükler. Başında x markasının piyasaya çıkan son şalıyla, ne kibirli ne de çok neşeli olduğu izlenimi veren bir kadın bize doğru bakıyor. Paylaşılan fotoğrafın altında bir tekstil markasıyla yapılan işbirliğinin bilgisi verilmiş. Doğal olarak bu kişiyi merak ediyorsunuz ve profiline giriyorsunuz. Profil biyografisinde, ''Fashion Blogger, Stylist, Influencer'' yazıyor. Yani son yıllarda sıkça karşımıza çıkan gözde meslekler.

Yüzlerce insan bu titrlerle moda dünyasından para kazanıyor, ünleniyor ve fenomen haline geliyor. Kaçı biyografisinde yazan bu ünvanların hakkını veriyor, orası biraz tartışma konusu. Çünkü şu anda modaya biraz ilgi duyan ve birkaç bin takipçiye ulaşmış kadınıyla, erkeğiyle her kesimden insan, fashion blogger ya da stylist olmuş durumda. Fakat bu işleri hakkıyla yapan, takipçilerine kaliteli içerikler sunan, bir elin parmağını geçmeyecek insanlar da var. Mühim olan onları ortaya çıkartmakta. Büşra Erdoğan Toraman da onlardan biri.

Uzun yıllardır moda sektörünün hem yayıncılık hem de styling kısmında yer alan Toraman'a, muhafazakar moda dünyasında internet fenomeni ya da influencerlarin takva ve ahlaktan çok israfa, gösterişe özendirdiği tartışmaları hakkında ne düşündüğünü sordum. Kendisi, artık deneyim çağında yaşadığımızı kabul edip, olaya bu şekilde bakıldığında bu tartışmaların da bir nebze olsun son bulacağını düşünüyor.

Toraman, ''Mesela mekan paylaşımı yapan sosyal medya hesapları var. Gittiği ve beğendiği bir mekanı paylaşan birine, 'bize ne gittiğin mekandan' diyebilirsiniz, 'ne güzel mekanmış, ilk fırsatta gidelim' de diyebilirsiniz. Yalnızca kıyafet paylaşan, markalarla işbirliği yapan ve bunu iş modeline çevirmiş insanlar da var. Bu insanların bunu iş olarak yaptığını bilip, takip ederseniz bir sorun olmaz.'' diyor.

Büşra Erdoğan Toraman'la sürekli tartışılan muhafazakar moda, modest fashion, fashion blogger, stylist ve influencerlığı ele aldık. Önümüzdeki bahar ve yazın modasını konuştuk.

-Muhafazakar moda nedir, ne değildir?

Aslında "muhafazakar" kelime anlamı itibariyle, "kalıpları dışına çıkmayı çok sevemeyen, tutucu" demektir. Dolayısıyla, "muhafazakar moda" ifadesi, bahsedilmek istenen anlamı karşılamıyor. Bu anlamda ingilizcedeki "modest" kelimesi çok daha doğru bir ifade olur ki; o da "ölçülü" demektir. Ölçülü moda, giyim tarzında çıplaklık içermeyen, bol ve uzun kıyafetler giymeyi sevenlerin benimsediği bir giyim şeklidir. Son yıllarda Türkiye'de başörtü kadınların sosyal hayatta ve iş hayatında daha fazla yer alması sebebi ile bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır.

-Muhafazakar moda ortaya çıktığından beri muhafazakarın anlamını yitirdiği çokça tartışıldı. Moda "muhafazakar"ın anlamını yitirmesinde etkili oldu mu?

Bence bu her dönemin kendi içinde tartıştığı bir konu. Bundan 10 sene önce de aynı şekilde, moda adı altında kendini ifade etmeye çalışan, buna göre giyinen kimseler vardı. Fakat bu kadar göz önünde değillerdi. Şimdi sosyal medyada her mecrada karşımıza markaların başörtülü çekimleri ya da influencer'ların fotoğrafları çıkıyor. Herkesin ölçüsü farklıdır. Giyiminde çok daha takva davranan, pardösü giymeden dışarı çıkmayan kadınlar olduğu gibi; daha rahat giyinenler de var. Burada kişinin kendi çizgilerini belirleyerek; takip ettiği yayınlar, kişiler ya da markalar noktasında seçici davranması gerekir.

-Modayla ilgili bir şeyler yapmak isteyenler ya fashion blogger ya da stylist oluyor. Bu durumun belli bir ölçüsü var mı?

Evet, son dönemde bir durum oluştu. Aslında bunun belli bir kuralı yok, göz zevkine güvenen, bunu insanlarla paylaşmak isteyen ve kalemine güvenen herkes bir moda bloğu yazabilir. Ama artık eskisi gibi blog yazma dönemi bitti, şimdilerde hesabında kombin fotoğraflarını paylaşan herkes moda bloggerı oluyor. Yani sosyal medyada işler biraz daha farklı yürüyor.

-Peki, her modaya ilgi duyan fashion blogger ya da sylist mi olmalı? Bu alanda başka neler yapılabilir?

Moda dediğimiz, aslında giyim endüstrisinin görünen yüzü. Arkada görünmeyen bambaşka bir pencere var. Bu endüstrinin hangi alanında olmak istediğinizi belirlemelisiniz. Yani tasarım yapmayı seviyorsanız moda tasarımı okumalısınız, yapılan ürünün müşterilere nasıl pazarlanacağı ile ilgili bir fikriniz varsa moda yönetiminde uzmanlaşabilirsiniz. Ya da farklı kıyafetleri bir araya getirip match etmekten hoşlanıyorsanız, stylist olabilirsiniz. Şu an bloggerlık sosyal medyada bir popülarite aracı olarak görülüyor, sanırım daha çok bu sebeple bu alana yönleniyorlar.

-Çok takipçili, kendini internet fenomeni ya da influencer olarak gören kişilerin takva, ahlaktan çok israfa, gösterişe özendirdiği yorumları yapılıyor. Sizce doğru mu?

İnternetin faydalı tarafı kullanılırsa bu bakış açısı biraz kırılacaktır açıkçası. Örneğin yemek tarifi paylaşan birisine, "niye paylaşıyorsun, canımız çekti" gibi bir eleştiri de getirebilirsiniz. Oysaki ben, o tarifi bir fikir olarak görüp öğrenmek için izliyor olabilirim. Aynı şekilde gittiği ve beğendiği bir mekanı paylaşan birine, "bize ne gittiğin mekandan" da diyebilirsiniz, "ne güzel mekanmış, ilk fırsatta gidelim" de diyebilirsiniz. Yalnızca kıyafet paylaşan, markalarla işbirliği yapan ve bunu iş modeline çevirmiş insanlar var. Bu insanların bunu iş olarak yaptığını bilip takip ederseniz bir sorun olmaz. Kısaca, artık deneyim çağında yaşadığımızı düşünüyorum ben. Bir mekana gitmeden önce nasıl ki internetten açıp yorumlara bakıyorsak, ya da bir markadan ürün almadan nasıl ki araştırıp müşteri yorumlarını okuyorsak; bu hesapların da bir deneyim aktardığının farkına varmalıyız. Yalnızca gösteriş için bu tarz paylaşım yapan insanları ayrı tutuyorum, onları takip etmemek ve bunun ayrımına varmak da kişinin kendi elinde.

-Fenomen/influencerların takipçilerine karşı sorumlulukları olduğunu düşünüyor musunuz?

Bizim gibi İslami değerlere sahip ailelerde büyüyen insanların, elbette bazı konularda bilinçli olması gerekir. Kötü örnek teşkil edecek davranışlardan, ahlaki boyutta gençleri olumsuz etkileyecek paylaşımlardan uzak durmalıyız. Giyim konusunda ölçülü ve bilinçli davranmalıyız. Moda ya da trend diye bizim ölçülerimize ters düşen kıyafetleri seçmemeliyiz. Aslında şuan sosyal medyada benim gözlemlediğim, gençlerin en sık yaptığı yanlışlardan biri bu. Güzellik ve estetik kaygısı ile dikkat çeken dar kıyafetler giymeleri, önden saçlarını göstermeleri, aşırı makyaj kullanmaları... Bu tarz stili olan bazı fenomenler var. Gençler bu hesapları takip ederek benzer davranışlar içine giriyor, kısaca onları rol model olarak görüyorlar. Ama burada kişileri suçlamak da çok doğru değil aslında. Zira yukarıda bahsettiğim gibi; bu insanları takip etmemek de bizlerin elinde. Değerlerimizi ve sınırlarımızı bilerek hareket etmeli, bunları örnek almadan önce akıl süzgecinden geçirmeli ve bilinçli takipçiler olmalıyız.

-Modaya ilgi duyanlar kendilerini geliştirmek adına neler yapmalı? Nelerden beslenmeli?

Çok gezmeli (şehirleri, ülkeleri, sergileri, mekanları), çok film izlemeli, çok dergi karıştırmalı, çok araştırmalı, büyük markaların hikayelerini okumalı... Kısaca bu iş görsel iletişim işi. Kendilerini bu alanda geliştirmek isteyen insanlar, önce görsel yeteneklerini geliştirmeliler.

-Bir moda markası işbirliği yapacağı kimsede ne gibi kriterler aramalı?

Bence bu noktada çoğu markanın düştüğü en büyük hatalardan biri, işbirliği yaptıkları kişilerin yalnızca takipçi sayılarını baz almaları. Takipçi sayısı ne kadar çok olursa, o kadar çok dönüş olur, ürünümüz satar vs. gibi bir bakış açısı doğru değil. Zira o influencer'ın takipçileri arasından kaçı sizin hedef kitlenize uygun, ya da hangi influencer markanızın kimliği açısından en doğru isim olur, gibi bazı önemli noktalara da dikkat etmek gerekiyor.. Yine bir marka olarak; tanınmış bir kişiye yalnızca kıyafet giydirmek ve markanızın ismini paylaştırmak yerine; o kişinin takipçileri ile duygusal bir bağ yakalayabileceğiniz farklı projeler geliştirmelisiniz.

-Siz de muhafazakar bir moda dergisinde çalıştınız. Bu dergilerin kadınların gerçek ihtiyaçlarına cevap verdiğini düşünüyor musunuz?

Türkiye'deki muhafazakar moda dergileri ilk çıktıkları dönemde, çok büyük bir açığı yakaladılar ve gerçekten ciddi rağbet gördüler. Sonrasındaki dönemde ise, okuyucu ile kurdukları o ilk bağı devam ettiremediklerini ve dijital dünyadaki gelişmelerin gerisinde kaldıklarını düşünüyorum.

''BİLİNÇLİ ALIŞVERİŞİN İLK KURALI; STİLİMİZİ VE KENDİMİZİ TANIMAK''

-Bu bahar ve yaz en çok neler giyeceğiz? Hangi renkler ön planda olacak?

Son iki sezondur zirvede olan takımlar 2019 yazında da bizlerle olacak. Hem pantolon-tunik olarak; hem ceket-pantolon olarak. Bu kez canlı yaz desenleri ve renklerinde çıkacaklar karşımıza. 90'lardan geri gelen kargo pantolonları; hem gündüz hem gece kıyafetlerine monte edilmiş dev kurdelaları da 2019 yazında sıkça göreceğiz. Renk olarak, Pantone geniş bir renk skalası yayınladı. Portakal kırmızısı, zerdeçal turuncusu, biber yeşili, hardal sarısı, şeker lila bunlardan bazıları. Yani canlı renklerin enerjisi ile yaza merhaba derken, pastel renklerin dinginliğinde de huzur bulacağız diyebiliriz.

-Giyimde artık neler demode oldu?

Modest giyimde en demode bulduğum şey; çanta ayakkabı ve başörtünün birebir aynı renkte ve aynı tonda seçilmesi. Baştan aşağı aynı renk kullanımını yalnızca özel gece kıyafetlerinde uygun buluyorum. Onun dışında günlük kombinler için, farklı renkleri match etmek her zaman bizi bir adım öne çıkaracaktır.

-Gardrobumuzda bizi her daim kurtaracak, bilinçsiz harcamadan kaçınmamızı sağlayacak nelerimiz olmalı?

Öncelikle farklı mekanlara ayak uyduracak temel parçalara sahip olmalıyız. Örneğin acil davetler için kurtarıcı uzun siyah bir elbise, formal giyinmemiz gerektiğinde bize eşlik edecek doğru kesimde bir blazer ceket, günlük kombinler için tercih edebileceğimiz pamuklu tunikler... Bilinçli alışverişin ilk kuralı; stilimizi ve kendimizi tanımak. Bir ürün alırken, bunu nerelerde giyerim, dolabımdaki hangi parçalarla kombinleyebilirim diye kendimize sorular sorarak almalıyız.

-Bilinçli bir tüketici nasıl kumaşlar tercih etmeli ?

Bilinçli bir tüketici, sağlığı için uygun, nefes alan, uzun ömürlü kumaşları seçmeli. Şimdilerde ne yazık ki polyester kumaş, hem ucuz olması, hem ütü gerektirmemesi sebebiyle markaların en sık kullandığı kumaşların başında geliyor. Fakat polyesterin, çok sağlıklı olmayan ve nefes almayan bir kumaş olduğunu söyleyebilirim.

-Sizin de bir moda bloğunuz var. Bu bloğu açmanızda neler etkili oldu?

Evet, www.busraerdogan.com isimli bir moda ve yaşam bloğum var. Bu bloğu çok uzun yıllar önce, yalnızca kendi stilimi ve günlük kombinlerimi paylaşmak için açmıştım. Ek olarak bilgisayarda hazırladığım kombinleri paylaşıyordum. Zamanla, yalnızca moda değil; aynı zamanda yaşama dair tecrübe ve beğenilerimi de aktardığım bir portal haline geldi.

-Bloğunuzda kombinler yaparken nelerden etkileniyorsunuz?

Ben kombin yaparken farklı desenleri ve renkleri bir araya getirmeyi çok seviyorum. Kişisel hayatımda da renkli bir stilim var.Dolayısıyla bloğum ve Instagram'daki "Nasıl Giyerim" (nasilgiyerim) isimli hesabımda paylaştığım kombinlerde de hep renkli kombinler sunuyorum takipçilerime.

Facebook'ta Paylaş! Whatsapp'da Paylaş!
Yorumlar

Önerilen Haberler

Tam sürüm için tıklayın.