Çocuklarının beyinlerini yıkayan masum masallar

Çocuklarının beyinlerini yıkayan masum masallar

Bir önceki yazımda, bir masalda "aynaya, ayna ayna söyle bana, benden daha güzeli var mı bu dünyada?" diye sorar. Ve ayna cevap verir: -svhödsjkcnuvgbnk

0-11 yaş aralığındaki çocukların yaşantılarında hassas olunması ve ebeveynlerinin dikkatli olması gerektiği vurgulanır. Çünkü bu yaş aralığında bilinç dışı hatıralar kayıtlanmaktadır.

Çocukların, sosyal öğrenme ile bakım verenlerinden, çevrelerindeki insanlardan, televizyonda izlediklerinden veya okuduklarından derin öğrenme yaşarlar. Tüm buralardaki alt metinlerin etkisinde kalırlar. Sonuç olarak bu öğrenmeler de davranışlarına tesir eder. O yüzden "çocuklarınızın yanında ne konuştuğunuza neyi nasıl ifade ettiğinize ve davranışlarınıza dikkat edin" der gelişim uzmanları. Deneysel psikolog Tali Sharotun son zamanlardaki popüler sözü aklıma geliyor:"ebeveynler ağızlarına cips tıkarken diğer yandan telefonla oynadıklarını gören bir çocuğu armut yerken kitap okumaya ikna etmek zordur".

Alt metinlerin nasıl bu kadar etkili olduğundan bahsetmek isterim. Hem de hepimizin hayatında yer alan ve bir aynanın ispiyonuyla başlayan meşhur masalın alt metinlerine kısaca değineceğim.Masalımızı tahmin etmişsinizdir; "Pamuk prenses".

Karşımıza bağımsız ve proaktif kadın rolünde kötü bir kraliçe, kötü bir cadı, büyücü veya üvey anne olan bir kadın çıkar. Bu kadınlar masalda tek savaşan taraftır, ötekileştirilmiştir ve dinmeyen hırsları için cinselliği kullanan ölümcül kadın tipi olan Femme Fatale olarak adlandırılır. Bu uğurda yapmayacağı kötülük yok. Bu arada bahsettiğimiz masal cinsel öğeleri en fazla olan masaldır.

Önemli kahramanımız prenses ise savaşamayan bağımlı bir karakterdir.Ev işleri yapmaktan başka bir becerisi olmayan çok güzel bir kadın. Tabi ki de sadece kendi statüsü için cinselliği çağrıştırır. Bundan dolayı diğer kahramanlardan avcı ve ormanda yaşayarak tecrit edilmiş yedi cüce için prenses sadece hayran olunacak kadar güzel ve sempatiktir; evlilik ve cinsellik statüleri gereği düşünülemez.

Aynalara bakan proaktif kötü kadın kıskançlığından şiddete başvurarak güzel kızımız zehirliyor hem de elmanın kırmızı tarafından. Ve bedeni ölü kadar hareketsiz ve edimsiz kalıyor. Sonrada cüceler onun ölmüş bedeninin saf ve masum güzelliğini seyretmek için teşhir amaçlı cam tabuta koyuyorlar. Tabi burada cam tabut bekareti simgeliyor, ve ilerdeki eşine ona dokunmadıklarını beyan etmiş oluyorlar.

Beyaz atlı, ata iyi binen, kahraman, güçlü, yakışıklı bir Prens geliyor, prensesimizin saflığı ve masumluğuna, deyim yerindeyse lolitalığına bayılıyor. Hikayede Aşk yüceltilerek aşkın doğal sonucu olan erotizm örtük biçimde işlenmeye başlıyor. Prensesin ölü sanılan bedeni, prensesin iradesi dışında kendi statüsünde bir prens tarafından öpülmeye maruz kalıyor. Öyle bir öpücük ki bu ölü bedeni harekete geçirecek kadar prensesin bedeni sarsılıyor ve boğazdan zehirli lokma hareket ediyor. Sizce de burası soru işaretlerle dolu değil mi? Masalın orjinalinde cinsel birleşme olduğu bir çok kaynakta geçiyor, ama şu anki hali daha kabul edilebilir bir halken hala bunun işaretlerini taşıyor.

Prensesin cansız gibi duran hareketsiz bedeni istismar edilmiştir. Prenses uyanır ve tepki göstermez. Fikri alınmadan yapılmış bu davranışın kendi özel alanının ihlali olduğunun farkında değildir. Üstelik şu manipülasyon vardır, "Prens onu öpmeseydi(?) öyle kalmaya devam edecekti, öpmeyeydi (?) daha mı iyiydi?".Prenses, Prense aşık olur. Aşık olmasının nedeni onu öpenin yakışıklı ve prens olmasıdır yani statüsüdür. Birde kurbanın kendi zorbasına aşık olma durumu da var. Tüm bu olan bitenler karakterler ve masalı anlatan tarafından gayet normal karşılanır. Okuyucu olarak sizde bunu fark etmezsiniz.

"Pamuk prenses tam bir ergendir. Başına gelenlerden ders çıkarmayan, kendi aklıyla önlem almayan, ev işleri dışında sorumluluk almayan, her şeye safça inanan, düşünsel değil bedensel çaba harcayan birisidir. Zenginliği de yoksulluğu da başkalarına bağlıdır. Baba sayesinde prenses, üvey anne sayesinde hizmetçi, fakir ve çaresiz olur. Ölüm tehdidi altına girer, sonra avcı ve yedi cüceler sayesinde kurtulur, derken üvey anne tarafından öldürülür. Nihayet Prens sayesinde dirilerek güzel bahtına kavuşur.

Masalın ileride kadın olacak kız çocuklarına geçtiğialt metin şudur. "Sen sesini çıkarma, evini ve kalbini temiz tut, uygun biri gelir kurtarır. Erkek çocuklarına geçtiği alt metin ise "ne şekilde olduğun fark etmez "statü" sahibi olursan istediğin prensesi, ganimeti canlı-cansız sahip olabilirsin, hayranlık uyandırabilirsin"

Kızlarınız ve oğullarınız bu masallarla büyürken öğrendikleri prenses ve prens olma davranışlarını, kazanılmış hak olarak kendi yaşamlarını biçimlendirdiğini görebiliyoruz. Etrafımızda bir çok prensini bekleyen edilgen, susan ve susması beklenen pamuk prensesler ile Prenseslere hoyratça davranan statü peşinde koşan prensler görüyoruz.

Halbuki ne kadar masum duran bir masal değil mi? Eril tahakküme masum, kadınlara değil.

Bir sonraki yazımda bir çocuk hikayesinin gerçeklerinden bahsedeceğim, takip edin.

Kaynak: Melek Özlem Sezer, Masallar ve Toplumsal Cinsiyet

Anahtar Kelimeler: masal, masallar, pamuk prenses, toplumsal cinsiyet, kız çocukları, alt metinler

Yorumlar
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Yenikadin.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Önerilen Haberler