Neden "Kardeş Kardeş" Oynamıyor?

Neden "Kardeş Kardeş" Oynamıyor?

Bunu mutlaka yaşamışsınızdır: Çocuğunuzu parka götürürsünüz, bir bakarsınız bir oyuncak paylaşılamıyor, ya da salıncak sırası beklenemiyor. Bunların hiçbiri büyük bir sorun olmasa bile, annelerin müdahaleleri yüzünden bir bakarsınız hem çocuklar hem de yetişkinler, o güzelim zamanı verimli geçiremiyorlar…

Çocuğumu yetiştirirken dikkat ettiğim en önemli konu, "çocuk kendisine ya da bir başkasına zarar vermediği sürece ona müdahale etmemem gerektiği" idi. Bir oyuncağı almak için uzanırken oyuncağı kapıp eline vermemek, düştüğünde koşup kaldırmamak, arkadaşlarıyla münakaşa ederken araya girmemek, hemen yardım eli uzatmamak gerektiğini, aksi takdirde çocuğumu bağımlı kılacağımı biliyordum. Kendi başına çözüm üretmeyi başararak kendine güven kazanması, beceri geliştirmesi ve her daim annesine yapışmaması eğitimin temeli idi. Peki ama parkta, çocuklar birbirinin kovasına göz dikince, ne oluyordu?

Anneler oturdukları yerden fırlıyorlar: "Ama senin kovan var!", "Ama o da kardeş, onunla da paylaş!"

Birbiriyle çelişkili fikirleri çocuğun adına sıralamaya başlıyoruz. Hani itirazlara saygı? Benim gibi konuya karışmayıp uzakta duranlara ise, ilgisiz anne damgası basılıveriyor!

Şimdi size o ilgisiz annelerden biri olarak sesleniyorum: Biliyor musunuz, parkta kimse kimsenin kardeşi değil! Bu çocuklar 'arkadaş'lar. Konu da, kim ya da ne oldukları değil, ne yaptıkları. Zira bütün normal kardeşler ara sıra kavga ederler.

Bir çocuk bir başka çocuğa kovasını vermediğinde, başkası kovasını elinden zorla aldığında, alınan kovayı bir hamle ile geri aldığında -ya da alamadığında- öğrendiği derslerin farkında mısınız? İzin verin, bu dersleri alsınlar, hayatı deneyimleyerek öğrensinler.

Parkta gördüğünüz bu "kardeş"ler, birkaç yıl içinde sınıfta çocuğunuzun kalemini kapacaklar. Sonra sandalyesini. Derken bir gün sırasını elinden alacaklar, ödevlerini kopyalayacaklar… Ve siz, müdahale etmek için orada olmayacaksınız! Bugünden idman yapmasında ne sakınca görüyorsunuz?

Yine bir gün bu "kardeşler", çocuğunuzun kız ya da erkek arkadaşını ayartmaya çalışabilirler! Çocuğunuz bugün, bu parkta, buna karşı bir savunma sistemi geliştirmeye başlayamasın mı?

Ve yetişkin olduklarında bu "kardeşler", çocuğunuzun kuyusunu kazıp, işini elinden almaya kalkabilirler! Ne yapacağını şimdiden düşünmeye başlamasında yarar var, yuvadan uçtuğunda huy değiştirmek için epey geç kalmış olacak…

Beri taraftan, parklar ve diğer sosyal ortamlar sizin de kendi anneliğinizle yüzleşmeniz, onu değerlendirip geliştirmeniz için uygun ortamlardır. Gereksiz yere müdahale etmenin çocuğunuza yararı olmadığı gibi, müdahalenizi yanlış biçimde yapıyor da olabilirsiniz: Belki de kovayı ilk kimin kaptığını görmediniz? Ya da haksız sandığınız çocuk, aslında haklıdır? Ve düşünün ki müdahale etmezseniz en kötü durumda giden bir kova olacak, çocuğunuzun şanı ya da kariyeri değil…

İyisi mi siz bırakın, çocuğunuz düşe kalka parkta oynasın. Bazen "kardeş kardeş", bazen de değil…

Gülüş G. Türkmen, "Biz Annemizden Hiç Böyle Görmedik!" – Yeni İnsan, 2019

Facebook'ta Paylaş! Whatsapp'da Paylaş!
Yorumlar

Önerilen Haberler

Tam sürüm için tıklayın.